Hafta sonu ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren sıcak çatışma haberleri, küresel piyasaları bir kez daha altüst etti.
Ancak ekrana bakan her yatırımcının aklında aynı soru var: “Savaşa giren biz değiliz ama neden bizim borsamız çakılırken, ateş hattındaki İsrail borsası yükseliyor?” İşte bu finansal “garabetin” perde arkasındaki 4 temel neden:
1. Belirsizlik, Savaştan Daha Tehlikelidir
Piyasalar için en kötü senaryo, “ne olacağını bilmemektir.” İsrail için savaşın başlaması, aylardır beklenen o kötü haberin “gerçekleşmesi” demektir; yani belirsizlik bitmiş, risk fiyatlanmıştır. Türkiye için ise bu durum; ticaret yollarının kapanması, petrol fiyatlarının fırlaması ve sıcak çatışmanın sınırımıza sıçrama ihtimali gibi yepyeni ve devasa belirsizlikler anlamına gelir.
2. Risk Primi ve “Gelişmekte Olan Piyasa” Laneti
Küresel sermaye, savaş gibi kriz anlarında “güvenli liman” arar.
- İsrail Borsası: ABD’nin sınırsız desteği ve gelişmiş savunma-teknoloji sektörü sayesinde, Batılı yatırımcı gözünde “riskli ama korunan” bir yapıdadır.
- BIST 100: Gelişmekte olan bir pazar (Emerging Market) olarak, yabancı yatırımcının bir kriz anında “ilk önce kaçtığı” kapıdır. Bizim piyasamızdaki sığ yapı, bu kaçışı bir yıkıma dönüştürür.
3. Duygusal Bağ ve Panik Satışları
Bizim yatırımcımız hisseleriyle “akraba olma” eğilimindedir. Bir kriz anında ise bu duygusallık yerini büyük bir panik dalgasına bırakır. Sığ piyasamızda derinlik olmadığı için, panikleyen birkaç büyük oyuncu ve onları izleyen küçük yatırımcılar fiyatları serbest düşüşe geçirebilir.
4. Sektörel Tepkiler
Savaş haberleri havacılık ve lojistik gibi Türkiye’nin lokomotif sektörlerini doğrudan vururken; savaş sanayisine dayalı ekonomilerde savunma ve siber güvenlik şirketleri bu kaostan “fırsat” devşirebilir.
Editör Notu: Ne Yapmalı?
Bu tablo bize Türkiye’nin savaşa girdiğini değil, küresel finans sisteminde “jeopolitik risklere karşı en kırılgan halka” olarak görüldüğümüzü ispatlıyor. Levent Erol’un da dediği gibi: “Elinizdeki hisseler sağlam ise, zamandan kaybedersiniz sadece. Ekrandaki rakamlar siz tuşa basana kadar sanaldır.”.
Sakin kalanların kazandığı, panikleyenlerin ise başkasının maliyetini düşürmesine hizmet ettiği bir dönemdeyiz.
